30 Temmuz 2009 Perşembe

Sen Olmadan Yaşayamam


Bu dünyada yapayalnız
Sen olmadan yaşayamam
Sensiz hayat pek anlamsız
Sen olmadan yaşayamam

Ne bir tek gün ne de saat
Ne teselli ne de vaat
Sensiz gönlüm etmez rahat
Sen olmadan yaşayamam

Benim sensin tek umudum
Mutluluğu sende buldum
Yanındayken çok mesudum
Sen olmadan yaşayamam

Nihat İncekara

Yeter Naz Eyledin Yeter


Bilmezliğe sevdim seni
yeter naz eyledin yeter
Dillere düşürdün beni
Yeter naz eyledin yeter

Gönül sana düştü kaldı
Gül benzim sarardı soldu
Cefa ise oran oldu
Yeter naz eyledin yeter

Rahmeyle bendene, gülsün
Derdine bir çare bulsun
Dilber başın için olsun
Yeter naz eyledin yeter

Hatırım sora gelmezsin
Derdime çare bulmazsın
Merhamet nedir bilmezsin
Yeter naz eyledin yeter

Olsun mu Kuloğlu kulun
Nedir bana olan zulum
İnsafın yok mudur zalım
Yeter naz eyledin yeter

Dadaloğlu

29 Temmuz 2009 Çarşamba

Su - 03

İnanç yiğit ev sorardı bulup konaklardı
Kanlı göz ufuk tarardı
Cürümlü başta her geyik akışında
Örtülür dudaklar çünkü kalble çarpılırlar

El gezer tenhaları dolanır ufak tüyler
Ve tüyler ki ateşle diklenirler
Kendi namlarına ağemen olarak
Üşüme kabarcıkları tad kabarcıkları

Ürpermelerle unutkanlık
Yerin bir zaferle doğrulması cürme katık olarak
Dantel kalb vurması su kapları
Islak naylon örtü ve ıslak cimrilikle
Ustalıkla yaprağa ilave peçete
Yorgun ve evvelden haber
Sonra saralar
Sıradadırlar

Kapılar baskıyla kapalıdır
Onlar yontup hamam kapılarını
Kulaklara ses kutuları
Ormanlar avazlarıyla parke taşlar
Kurtlar
Yıldırım
Avizeler

Orada köşelere düşler yerleşir yatakları kollar
Uyku canavar kıvrımlı batarlı saldırır
Ev tilkiyle sarılır kuşatılır
Yorgun bir masal uzakta kaybolur
Kulaklarına yosun ve balık biriken çocuklar
Toprağın rengine katılan
Hızla yorgana atılan
Göğsümüze sırtımıza ateş bastıran
Örtünen çıldıran çocuklar
La onlarla alev açıyor her yanımız
Anlaşalım

Cahit Zarifoğlu

Üç Tabduğum

Gökkubbenin yıldızlarından örnek aldım sizi.
Ağlardım ben eskilerde
Andıkça insanları sev diyen birini.
Yalnızdım.
Tabduğum gideli çok olmuştu
Yıldızlara.

Ne zaman ki çocuk yürek
Anlatamaz oldu derdini.
Tutuldu dili
Yerine üç yıldız seçti gökkubbeden
Duru mu duru rengi.

Gökte bir deli tay
Üç yıldıza
Boyun eğdi.

Biri dayımdı
İkisi hocam.

Dilek Ünaldı

26 Temmuz 2009 Pazar

Seninle Dağları Geçesim Geldi

Gördüm güzelliğin lal oldu dilim
Yüreğimi sana açasım geldi
Seni görmeyeli garip halim
Kendimi her yana saçasım geldi.

Hayran oldum sana gönül dolusu
herkes diyor bana aşkın delisi
O sunduğun bana bir zehirli su
kafama dikip de içesim geldi

Söylediğimsöze darılma sakın
İçime dolmuşsun gel de bir bakın
Cennette dolanan huridir hakkın
Kollarıma alıp uçasım geldi.

Nuri'yim gönlümü sana başladım
Kızılırmak oldum doldum çağladım
Fırtınalar ekip kasırga aldım
Seninle dağları geçesim geldi

Nuri Çift

Sensizliğin Bedeli


ağlıyor içimde ince kasvetin
solmuş sevginin sonu ayrılıktır
ömrüme akıyor buruk hasretin
sensizliğin bedeli yalnızlıktır.

suç ortağımdır benim şu gözlerim
yollarını gece gündüz gözlerim
yokluğuna isyanımdır sözlerim
sensizliğin bedeli yalnızlıktır.

bir şarkıymış sevgin dilimde meğer
zamansız içimde kaynıyor keder
ayrılık işkence olmuşsa eğer
sensizliğin bedeli yalnızlıktır.

Yahya Akbulut

Esmer Bir Kuş

Bir gemi bembeyaz teniyle açıklarda
Süryani hüznüyle bir kadın, güvertede
Yan yana oturuyor terkedilmiş güzgârla.
Aralarında neler konuştular
Yolculuk boyunca, bilmiyorum ama
Kadının bir bakışı var yüzünde uzaklar
Yalnızlıktan bütünlemeye bırakır
Gemiyi, bembeyaz teniyle acıklarda.

Oturduğu sıranın ucunda,
İçilmiş iki çay boşu.
Dolbadahce Sarayı'nın üstünde
Esmer bir kuş dolduruyor
Gökteki boşluğu.

Ali Asker Barut

istanbul çilingir ankara çilingir izmir çilingir